Ömer Burhanoğlu Röpörtaj

Farel Plastik Elekt. ve Elektr. İmalat Sanayi A.Ş.

Genel Müdürü ve CEO’su Ömer Burhanoğlu;

“Yaşamınıza çok şeyi sığdırmak istiyorsanız: Gününüzü programlayın…”

İş ve yaşam arasındaki dengeyi kurmak sizin elinizde…

Okul, spor, sanat, iş hayatıma kadar hep kol kola gitti…

“Gününüzü programlayın: Toplantı günü, ziyaret günü, iç çalışma gibi Ayrıca, hangi randevunuzun kaçta başladığı kadar kaçta biteceği de önemli eğer yaşamınıza çok şeyi sığdırmak istiyorsanız. Yapacağınız işleri birbirine zincir gibi eklemeniz, arada da boşluk olmaması gerekir. En çok sıkıldığım ve kendimi iyi hissetmediğim zamanlar iki programın arasındaki boşluktur. Zaman kaybına tahammülüm yoktur. Havalimanına bile zamanından önce asla gitmem.”

“Eğer zamanım kalmıyor, iş-yaşam dengesini kuramıyorum, hayatım iş oldu diyorsanız, işte mutlaka bir yanlışlık yapıyorsunuz, doğru bir iş sisteminiz ya da kurumsallaşmış bir yapınız yok. Kendinizi farklı şeyler yapmaya zorlamıyor, boş zamanınızda tembellik yapmak istiyorsunuzdur. Tembellik tembelliği, tempo da tempoyu çağırır.

“Üniversitede mühendislik okurken sinema ve sanat tarihi de okudum. Sinemaya olan aşırı tutkum halen devam eder. Sinemada seyredemediğimi evde çocuklar yattıktan sonra seyrederim. Eşim ve kızımın da sanata olan merakı nedeniyle konserleri, sergileri, gösterileri kaçırmamaya çalışıyorum. Sanat galerisine dönüşen fabrikamızda resim ve heykel merakı da gitgide artmaktadır. Hatta bu iş gurubumuzda yeni bir iş alanı olarak profesyonelce ele alınmaktadır.”

“Fotoğraf makinelerim ve ben hep birlikte yaşarız. Çantamda muhakkak bir makine vardır. İş seyahatlerimde de mutlak şekilde fotoğraf makinemi yanımda taşırım. Geçen yıl çektiğim fotoğraflardan yayımladığım kitaba bakanlar, sen ne zaman çalışmışsın, bütün dünyayı, gezinip fotoğraf çekmişsin dediler, hâlbuki çoğunda iş gezisindeydim. Ya sabah uykumdan fedakarlık etmiş ya akşam yemeğini yememiş ya da iş gezilerimi hafta sonuyla bağlayarak, zaman yaratmışım fotoğraf çekmeye. Tabiî ki, tatil programımı yaparken en az yılda bir kere fotoğraf çekebilmek için dünyanın enteresan bir bölgesine gitmeyi tercih ederim. Ailemde buna uyum sağlar.”

‘İçimizdin Biri’ köşemizin bu sayıdaki konuğu Bölgemiz firmalarından Farel Plastik Elekt. Ve Elektr. İmalat Sanayi A.Ş. Genel Müdürü ve CEO’su Ömer Burhanoğlu. Burhanoğlu, bizimle hobilerini ve bilinmeyen birçok yönünü paylaştı. Aynı zamanda Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği’nin de  (TAYSAD) Yönetim Kurulu Başkanı olan Ömer Burhanoğlu’nun hobilerini zevkle okuyacaksınız…
 
TÜM BİR YAŞAM

Soru: Sizin çalışma hayatında nitelendirdiğiniz bir konu var. ‘Tüm bir yaşam’. Bizi bunu anlatabilir misiniz? Tüm Bir Yaşam ne demek?
 
Burhanoğlu:

Benim hayatımda yapmaya çalıştığım hatta adına da, çok etkilendiğim Fransız rejisör Claude Lolosh’un “toute une vie” filminden esinlenip, “Tüm bir yaşam” dediğim hayat felsefem. Filmdeki adam hayatta aklınıza ne gelirse yaşıyordu, yaşamadığı bir yaşam kesiti kalmıyor, yaşamın tümünü soluyordu. Yaşam dengesini sağlayabilmek, çok yönlü olup bunu planlayabilmek herhalde…
 
Çocuk yaşlarda anne ve babanızın size yatırımı, daha sonra da sizin arzularınızla kendinizi farklı hobilere, kanallara yönlendirmeniz ile başlar. Baştan belirttiğim gibi, kendi yaşamımdan anekdotlar ile yaşama felsefemi sizlerle paylaşmak ve böylelikle canlı bir örnek olarak tezimi kuvvetlendirmek istiyorum. İlkokulda herkes gibi folklor oynadım ama yanında Bale de yaptım. (şimdi de kızım üniversitede okuyor ve aynı zamanda bale öğretmenliği yapıyor). Tabii ki bir Trabzonlu olarak futbol oynamayı da ihmal etmedim… hala da devam ediyorum. Aralıksız 20 yıldır her Pazar sabahı önemli bir aktivitedir hem sportif hem de sosyal anlamda benim için.

Ortaokulda babamın desteği ile fotoğraf çekmeye başladım, kendi karanlık odamda hem film banyolarını yapıp hem de kart baskılarını yapıp işi mutfağından öğrendim ki ilerleyen yıllarda bu merakım gerçek bir hobiye dönüşüp yaşamımım bir parçası oldu. Sanat’ın yanında spor o yıllarda başladı.

HAYATIMDA OKUL SPOR SANAT HEP KOL KOLA GİTTİK

İlk lisanslı ciddi sporum olarak Galatasaray’da kürek çekmeye başladım. Okul, spor, sanat, iş hayatıma kadar hep kol kola gitti. Üniversitede bir de bunlara Kulüpçülük; Motor-otomobil kulübü kuruculuğu yaptım (o zamandan otomotivci olmaya karar vermişim), fotoğraf kulübünü işlettik ve spor kulübü yönetiminde de okuduğum müddetçe oldum. Üniversitenin son yılında da Dernekçilik (BUMED Boğaziçi mezunlar derneği kurucularındanım) eklendi. Üniversiteyken Spor dergisi ve yıllık çıkarma gibi diğer faaliyetleri ayrıca yürüttüm. Tabii ki bütün bunları yaparken derslerimi ihmal etmedim, iyi bir öğrenciydim. Sadece Makine Mühendisliği dersleri ile yetinmeyip, sinema, tarih, pazarlama, reklam, endüstri mühendisliği, bilgisayar gibi ekstra derslerle çok yönlü bilgi sahibi olmaya çalıştım. Zaten lisan sonrasında da sistem analizliğinde yüksek lisans ve endüstri mühendisliği işletme bölümünde de doktora çalışmalarında bulunarak öğrenim hayatımda da yurt içi yurt dışı farklı deneyimler ve eğitimler alarak bir nevi Tüm Bir Yaşam Mantığını o zaman da uygulamış oldum.
Soru: Yaptığınız işi nasıl seçtiniz?
 
Burhanoğlu:

Sıra gelmişti iş seçmeye; Yaratıcılığımı kullanabileceğim, yaptığımın sonucunu hızlı bir şekilde görebileceğim, işin beni değil de benim işi yönetebileceğim bir işle, iş hayatına atılmak istedim. Bunun için, diğer birçok arkadaşım büyük holdingleri, uluslar arası şirketleri tercih ederken ben kendi çapında, mütevazi bir imalat atölyesinde işe başladım. Hedefim işi büyütmek, işle beraber kendimi de geliştirmekti. Yani içi süt dolu bir kaseye atlayıp, onu içmektense, yarım dolunun üstünde çırpınıp, onu kaymak haline getirip üstünde kalmaktı amacım…

Böyle bir iddiam olmasına karşın, işin yanında, doktora yapıyor, Boğaziçi Mezunlar Derneği, BUMED’de yönetim kurulunda hummalı çalışmalarda bulunuyor, aynı zamanda sporu ve fotoğrafları da ihmal etmiyordum. İş+eğitim+spor+sanat+sosyal sorumluluk kol kola gidiyordu. Tabii bu arada evlenmiş, bir aile kurmuş; çekirdek aileyi de yaşam buketimin içine eklemiştim.

BU KADAR İŞE ZAMANI NASIL BULUYORUM?

İş gelişiyor, aile büyüyor, çevre genişliyor, iş seyahatleri çoğalıyor, sorumluluklar artıyor ve dolayısıyla zaman çemberi daralıyor. Zannedersem, herkesin bu yazıda merak ettiği, her şeyin en yoğunlaştığı dönemde bu kadar çok şeye nasıl zaman bulduğum.

Spordan başlayalım: iş çıkışı biliyorum zor ama imkansız değil, burada uygulanacak en önemli taktik; kendinizi bağlayacak bir randevu sistemi geliştirmek böylece başlama saati belli olan ve sizi bekleyen birilerinin olduğu program sizi disipline edecektir. Hafta sonları ise erken saatte, örneğin sabah 8-10 arası evde herkes uyurken, zaman sizin, güzel bir tenis maçı, ya da arkadaşlarla bir futbol maçı neden olmasın! Ya da veteran takımı kurup Haliç’te kürek çekmek… Evdekiler de şikayet etmez, henüz uyuyorlardır çünkü günün erken başlaması harikadır, siz dinçsiniz, enerjiniz eve yansır. Kış tatilinde kayak çok klasik bir spordur ben de uzun senelerdir kış tatillerimi bu sporla değerlendirir aynı zamanda da güzel kar manzaralarını fotoğraflarım. Herkesin bir de klasik yaz tatili vardır ki denize girilir, güneşlenilir, zaman öldürülür en fazla kitap okunur vs. Bunlar bana göre değil çok durağan, nasıl bu zamanı değerlendiririm diye düşündüm, denizde spor ve fotoğrafçılığı kullanabileceğim ne var? Dalmak! artık yaz tatillerinin de bir anlamı var benim için, dalıp fotoğraf çekiyorum, dalınmayacak yerlerde yelken yapıyorum.


SİNEMA TUTKUSU

Sanat: Üniversitede mühendislik okurken sinema ve sanat tarihi de okudum. Sinemaya olan aşırı tutkum halen devam eder. Sinemada seyredemediğimi evde çocuklar yattıktan sonra seyrederim. Eşim ve kızımın da sanata olan merakı nedeniyle konserleri, sergileri, gösterileri kaçırmamaya çalışıyorum. Sanat galerisine dönüşen fabrikamızda resim ve heykel merakı da gitgide artmaktadır. Hatta bu iş gurubumuzda yeni bir iş alanı olarak profesyonelce ele alınmaktadır. Fotoğraf makinelerim ve ben hep birlikte yaşarız. Çantamda muhakkak bir makine vardır. İş seyahatlerimde de mutlak şekilde fotoğraf makinemi yanımda taşırım. Geçen yıl çektiğim fotoğraflardan yayımladığım kitaba bakanlar, sen ne zaman çalışmışsın, bütün dünyayı, gezinip fotoğraf çekmişsin dediler, hâlbuki çoğunda iş gezisindeydim. Ya sabah uykumdan fedakarlık etmiş ya akşam yemeğini yememiş ya da iş gezilerimi hafta sonuyla bağlayarak, zaman yaratmışım fotoğraf çekmeye. Tabiî ki, tatil programımı yaparken en az yılda bir kere fotoğraf çekebilmek için dünyanın enteresan bir bölgesine gitmeyi tercih ederim. Ailemde buna uyum sağlar.

LÜZÜMSUZ ŞEYLERİ YOK ETME

İşi hızlı yapma zaman kazanma deneyimleri; Sistem kurma, raporlama, iç denetim, delegasyon, insana güven, açık olma, amaca yönelik çalışma size zaman kazandırır aynen Japonların imalatta yaptığı muda (lüzumsuz şeyleri yok etme) prensibini, sizde iş anlayışınızda uygulayıp zaman kazanabilirsiniz. Bir de şimdi blackberry var ki, benim için telefonun bulunması kadar önemli bir hizmet. Her yerden işinize ulaşabiliyor, herkes ile toplu bir şekilde iletişim sağlayabiliyorsunuz. Bir de zaman kazanmak istiyorsanız, iş dışında da işinizle olacaksınız. Benim iş-yaşam dengesinde klasik anlayışın dışında olduğum en önemli nokta budur. Her an işimle yaşarım, diğer şeyleri yapmamı engellemez, bilakis kafamdaki işleri bitirirsem çok daha huzurlu diğer aktivitelere zaman ayırabilirim.

GÜNLERİNİZİ PROGRAMLAYIN

Birde benim gibi çok lokasyondan çalışıyorsanız, haftanın hangi günü neyi yapacağınızın belirli olması da önemli. Günlerinizi programlayın: Toplantı günü, ziyaret günü, iç çalışma gibi Ayrıca, hangi randevunuzun kaçta başladığı kadar kaçta biteceği de önemli eğer yaşamınıza çok şeyi sığdırmak istiyorsanız. Yapacağınız işleri birbirine zincir gibi eklemeniz, arada da boşluk olmaması gerekir. En çok sıkıldığım ve kendimi iyi hissetmediğim zamanlar iki programın arasındaki boşluktur. Zaman kaybına tahammülüm yoktur. Havalimanına bile zamanından önce asla gitmem. Odama insanları çağırmam, odalarına giderim zamanı kendim yöneteyim diye. Eğer zamanım kalmıyor, iş-yaşam dengesini kuramıyorum, hayatım iş oldu diyorsanız, işte mutlaka bir yanlışlık yapıyorsunuz, doğru bir iş sisteminiz ya da kurumsallaşmış bir yapınız yok. Kendinizi farklı şeyler yapmaya zorlamıyor, boş zamanınızda tembellik yapmak istiyorsunuzdur. Tembellik tembelliği, tempo da tempoyu çağırır.

Şirketler gün geçtikçe büyüyor, daha çok çalışıyorum. Bu nedenle, daha kısa ama sık tatiller yaratıyorum. Hafta sonları muhakkak spor yapıyorum. Fotoğraf çekmeye devam ediyorum hatta aklımda yeni bir kitap projesi var. TAYSAD’a başkanlık yapıyorum ve bundan sonrası içinde üretime olan aşkım nedeniyle sanayinin gelişmesi için her türlü kamusal katkıya hazırım. Sosyal sorumluluk projesi olarak; memleketimde bir hastane projesi yürütüyorum. Ailemle, akrabalarımla, arkadaşlarımla zaman geçiriyor, onlarla ilgilenebiliyorum. Gerçekten bu kadar karpuzu aynı anda taşımak zor, ciddi stresi de var, yorgunluğu da. Ancak ben hayatı tümüyle yaşamak istiyorum, her zaman üretici olmak istiyorum…

Gözetmeye çalıştığım hayat felsefesi ile iş, aile, dost ve akrabalar, sanat, spor ve sosyal sorumluluktan oluşan bir orkestra ile çok sesli bir yaşamı hedefleyip bir anda uçacak olanı yakalama tutkusu ile yaşam heyecanımı sürdüreceğim.