SGK Reformu ve İş Kanunu ÇOSB'de Anlatıldı

Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü, Sosyal Güvenlik Müşavirleri Derneği ve Nisan Eğitim Danışmanlık işbirliği ile Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi Konferans Salonu'nda eğitim semineri düzenlendi. 14.00-17.00 saatleri arasında düzenlenen eğitim seminerine konuşmacı olarak Sosyal Güvenlik Müşavirleri Derneği Genel Başkanı Ali Tezel ve Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Kaya katıldı. İlk olarak konuşan Özgür Kaya, Ağır ve Tehlikeli İşlerde Mesleki Eğitim konusunda bilgi verdi. Çalışma hayatını düzenleyen 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 2003 yılında yürürlüğe girdiğini hatırlatan Kaya, "İş Kanunları Türkiye'de genç nitelikte. Çünkü her dönemde siyasiler tarafından sürekli kanunlar değiştiriliyor ve bir türlü bizim kanunlarımız olgunluğa erişememiş durumda. İş kanunları sürekli değişiklikler gösterdiği için her dönemde farklı uygulamalarla karşılaşabiliyoruz" dedi.

2009'DA MESLEKİ EĞİTİM ZORUNLULUĞU GETİRİLDİ
Ağır ve Tehlikeli İşlerde çalışanların mesleki eğitimi konusunda bilgi veren Kaya "1 Ocak 2009 tarihinde 4857 sayılı İş Kanunumuzda yapılan bir düzenleme ile ağır ve tehlikeli işler sınıfındaki işyerlerinde çalışan işçilerin mesleki eğitim alma zorunluluğu getirildi" açıklamasını yaptı. Ağır ve tehlikeli işlerin tanımını da yapan Kaya "Yasa çıkarıldı fakat altyapısı yoktu. Yasa ham şekilde önümüze çıktı. Uygulanabilirlik aşamasında işverenler ve bu alanda çalışacak olan işçiler bir hayli sıkıntı yaşamaya başladı. 2009 Mayıs ayında bununla ilgili bir tebliğ yayınlandı. Bu tebliğde bu eğitimi verebilecek kurumlar belirtildi. Sosyal Güvenlik Müşavirleri Derneği olarak epey mücadele verdik. 9 Mart 2010 tarihinde tekrar bir tebliğ ile bu eğitimi işverenlerin uygulayabileceği ve işçilerin de rahatlıkla elde edebileceği bir noktaya getirdik" şeklinde konuştu. Bu tebliğ ile eğitim saatinin de 32 ile 40 saat arasına düşürüldüğünü ve eğitim verecek kurumların genişletildiğini söyleyen Kaya, ulusal meslek standardı oluşturulması çalışmalarının da devam ettiğini belirtti. Kaya bu eğitimin niçin gerekli olduğu konusunda da bilgi vererek "Denetim yapan iş müfettişleri personelin özlük dosyalarında bu belgeleri görmek istiyorlar. Bu belge olmadan ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılan işçilerin 2010 yılında her biri için 511 TL idari para cezası var" dedi.

İŞ KAZALARINI ÖNLEMEDE EĞİTİM ÇOK ÖNEMLİ
Bu belgenin iş kazası durumunda kaçınılmazlık ilkesini ortadan kaldırabileceğine de dikkat çeken Kaya, "İş kazalarında dünyada 3'üncü, Avrupa'da birinci sıradayız" diyerek mesleki eğitimin iş kazalarını önleme açısından da çok önemli olduğunu vurguladı.  Özgür Kaya'nın sunumunun ardından Sosyal Güvenlik Müşavirleri Derneği Genel Başkanı Ali Tezel sunum yaparak Sosyal Güvenlik Reformu ve İş Kanunu hakkında bilgi verdi. Sosyal Güvenlik Reformunun 1 Ekim'de ikinci yılını dolduracağını söyleyen Tezel "Sosyal Güvenlik Reformunun iki temel amacı vardı. Bunlardan birincisi SSK, Bağkur ve Emekli Sandığı arasında norm ve standart birliğini sağlamak. Sosyal Güvenlik açığını azaltmaktı" dedi. Açığı azaltmak konusunun üstünde duran Tezel "Sosyal Güvenlik Kurumu'nun ayrı bir bütçesi var. Prim topluyor, emekli maaşı dağıtıyor, sağlık hizmeti veriyor, sosyal yardımlarda bulunuyor. Sosyal Güvenlik Kurumu'nun bütçesi yetmezse de genel bütçeden para aktarılıyor. Sosyal devlet ilkesi gereğince genel bütçeden SGK bütçesine ne kadar çok aktarma yapılırsa biz o kadar çok sosyal devletiz. SGK bütçesi açık vermiyorsa zengin zenginliğini, fakir fakirliğini yaşar. Bütçe fazla veriyorsa 'fakirden alıp zengine veriyoruz' demektir. Türkiye'de SGK açığı gayri safi milli hasılanın yüzde 4'ünden fazla yüzde 5'inden az. Halbuki Avrupa ülkelerinde bu oran yüzde 14" dedi.

SOSYAL GÜVENLİK MERKEZLERİNİN HİÇBİR İŞLEVİ YOK
Reformun süreçleri hakkında da bilgi veren Tezel "Üç kurum Sosyal Güvenlik Kurumu adı altında birleştirildi. Kanunla 1700 tane sosyal güvenlik kurumu kurulacak dedi.  3 kurum SGK'ya devredilince 23 bin 900 memur vardı. Meclis yeni SGK'ya 7 bin kadro verdi." diyerek Sosyal Güvenlik Merkezlerine karşı olduğunu söyledi.  Sosyal Güvenlik Merkezlerinin işlevlerinin olmadığını savunan Tezel, onları masraf kapısı olarak nitelendirdi.

HÜKÜMET MEMURA DOKUNMAMAYI SEÇTİ
Reformda kanunsal birlikteliğin de gerekli olduğunu söyleyen Tezel kanunsal birlikteliğin süreci hakkında da bilgi verdi. Sosyal Güvenlik Reform Kanununun Anayasa Mahkemesi'ne gittiğini hatırlatan Tezel "Anayasa Mahkemesi 'kamu görevlileri eşittir ama memurlar daha çok eşittir. Siz onlara dokunamazsınız' dedi.' SSK'lılarla Bağkur'lulara karışmam ama kamu görevlileri konusunda indirim yapamazsın' dedi. Artık top hükümetteydi. Hükümet memurlara dokunmamayı, onlardan kesemediğini SSK ve Bağkurluların üstüne yıkmayı seçti. Sosyal Güvenlik Reformu 1 Ekim 2008'de yürürlüğe girdi. Artık norm ve standart eşitlik yok. Memurlar birinci sınıf, SSK ve Bağkurlular ikinci sınıf vatandaş" ifadelerini kullandı. Memurların eski kanuna SSK ve Bağkurluların yeni kanuna tabi olduğunu ifade eden Tezel "1999'da büyük bir deprem yaşadık. Hükümet depremden 4 gün sonra 21 Ağustos 1999 günü meclisi topladı. 'Basın ve millet depremle uğraşıyor. Fırsat bu fırsattır' mantığıyla hareket eden hükümet sosyal güvenlik reformu yaptı ve emekliye yaş kanunu getirdi. Yaş 60'a çıkarıldı. Şimdi yeni bir kanunla emeklilik yaşı 65'e çıkarıldı. Maaşlar 2 bin 500 liradan düşükse emekli maaşı düşer." dedi. İş kazalarından da bahseden Tezel, artık bankaların da her türlü işlemi SGK'ya bildirdiğini belirterek "SGK'ya borcunuz varsa SGK sizin ve bankanın bilgisi olmadan hesabınızdan parayı çekebilir" diye konuştu. Kaçak işçi bildirgesinden de bahseden Tezel,sunumun ardından Özgür Kaya ile birlikte soruları yanıtladı.